3 Ağustos 2011 Çarşamba

ÜNİVERSİTELER VE SUÇLU (!) ÇOCUKLAR, 20 Temmuz 2011 Çarşamba, Cumhuriyet Gazetesi

ÜNİVERSİTELER VE SUÇLU (!) ÇOCUKLAR
Umran Sölez Tan
İstanbul E. Çocuk Mahkemeleri Yargıcı

İster suçlu denilsin, ister suça itilmiş ; onlar bir biçimde suç işlerler. Nedenleri pek çoktur: Yoksuldurlar, aileleri eğitimsizdir; bunlar beraberinde açlığı, kullanımı, tacizi, şiddeti taşımıştır. Bunların dışındakiler doymuş ve şımarıktırlar; Ailelerinin büyük bir kısmının gelir ve eğitim düzeyleri oldukça yüksektir. Birinci gruptakilerin çoğu masum kurtarılması çok kolayken onlardan geriye kalanları ile ikinci gruptakiler zor sınıfa girerler; bir kısmı sinema, dizi ve medya yoluyla beslenince de senaristliğini kendilerinin yaptığı bir oyunun rolünü üstlenmiş aktörler gibi soğukkanlı ve kararlı bir biçimde ağır suçlara imza atarlar. Çok şükür bunların sayıları azdır.
Yaşları gereği Çocuk Mahkemelerinde yargılanırlar. 18 yaşındaki çocuğun psikolojisiyle 13 yaşındaki çocuğun psikolojisi ve işledikleri suç farklılığı pek önemsenmemiştir ki, Genç Mahkemeleri henüz kurulmamıştır!
Mahkemede yargılananların tümünün aileleri ya bilinçsizlikten ya da bencillikten onlara gerekli dikkati göstermemişlerdir. Onlar yeterince önemsenmemiş çocuklardır.
Toplum da onların ihmal veya istismar edilen varlıklar olduklarını yalnızca cinayet işledikleri süre içinde farkedip korku ve kedere kapılır.
Peki, davalarının yürütüldüğü mahkemeler tarafından verilen kararlarda her birinin kendine özgü koşulları ne kadar yer alabilmektedir? Ve de işledikleri suçların medya tarafından ele alınışı ve bunun topluma sunuluş biçimi ne kadar Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine, ne kadar TCY’na ve ne kadar Çocuk Koruma Yasasına uygundur?
Önem addettiğim bu konularda acaba Üniversitelerimizin yapacağı bir şey yok mudur?
Doğrusu ben bu konulardaki temel çözümü Üniversitelerimizden beklemekteyim. Kanımca onlar Hukuk Fakültelerinde Çocuk Ceza Hukuku gibi bir özel derse ne zaman yer verecek olurlarsa problemin büyük bir kısmı o zaman çözülmüş olacaktır. Öyle ki, bu dersleri de alan yarının yargıçları, savcıları, avukatları ve medya sorumluları ve mensupları konuyu çağdaş Çocuk Ceza Hukuku ve Sosyo-Psikolojik ilkeler ışığında yasal çerçeveye oturtabileceklerdir.
Böylelikle Türkiye’de suç işleyen çocuk ve mağdurun adının- soyadının, fotoğrafının ve adresinin yer aldığı haberlerin yayınlanmasının önüne geçilebilecektir. Ve de çoğu kez olayı yalnızca daha çekici sunabilmek için doğru olmayan bilgilerle öyküleştirerek masum olan çoğu çocuğu da baştan çıkartıp suç işlemeye yöneltecek biçimde yapılan yayınların önü kesilebilecektir.
Mahkemelerden her bir çocuğun ve gencin kendilerine has gereksinimleri ile şekillenen ahlaki, sosyal ve duygusal gelişmelerini sekteye uğratmayacak kararlar çıkabilecektir.
Üniversitelerimizin önümüzdeki yeni öğretim yılı için bu konuyu bir kez olsun düşünüp değerlendirmeleri ne kadar yerinde olurdu!..
Bilmem bu çok mu erken bulunur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder