Çocuk ve gençlerin gittikçe vahim bir hal alan cinayetlerinden hepimizin sorumlu olduğunu düşünüyorum. Birileri çocuğun, çocuklarımızın evde, okulda ve medyada çok çok ciddiye alınmaları gerektiğini nasıl ve ne zaman anlatacak!Yaşadık, gördük; medya isterse bunun üstesinden gelebilir...
Başlık, İstanbul Çocuk Yargıcı olarak duruşmalarında bulunduğum cinayet dosyalarından sonra defterime düşen notlarımdandır. Bu çocuğun yaptıkları bizim ona gösterdiğimiz kötüyü gösteriyor...
Dava; ..beş yaşlarında küçük bir kıza tecavüz. Küçük sanık savunmasını yapıyor:
“Ön programında gördüğüm gibi baliyi poşetin içine sıkıp kokladım, küçük kızın dere tarafından geldiğini gördüm, sonrasını hatırlamıyorum...”
Bu bizim en güvenilir ve en başarılı bulduğumuz araştırmacı gazetecinin programının küçük sanıkta bıraktığı iz!..
Çocuklarımızın ne kadar özensiz ve dikkatsiz bir dünyada yaşatıldığına bir kez daha tanık olduk! İyi niyet, bu tip programların yapılması için yeterli olmuyor. Küçük sanığın ifadesi yabana atılamayacak kadar önemli! Toplumun dikkatini çekmek için amaçlanan bir programdan çıkan beklenmedik bir sonuç!.. Bu bize bu tip programların yapılabilmesi için başka donanımlara olan gereksinimi gösteriyor; çocuk psikiyatrları gibi danışmanlara olan gereksinimi; göz ardı edildiğinde sonuçlar korkunç olabiliyor. Bir TV yapımcısı için yanlışları göstermek ne kadar zor değilse çocuklar düşünüldüğünde paylaşılması o denli önemli ve zor olmalı. Medyaya bunlara hakkımız olmadığını nasıl anlatmalıyız?
Dava: ...: 01.03. 1996 gününde... metrûk bir evde ölü olarak bulunduğu bildirilen 1983 doğumlu maktulenin vücudunda 9 adet kesici delici alet yarası ve 5 adet kesik vasıfta yara mevcut olup haricen 9 ve 12 no’da tarif edilen kesici delici alet yaralarının müstakilen öldürücü olduğu...
Bir tutanak
Yer gösterme tutanağı:... maktulenin evine giderek pencere camına vurarak çağırdım. Evime gittim evde bulunan ve ağabeyime ait polise teslim ettiğim bıçağı aldım bloklarımızın önüne indiğimde.. beni bekliyordu, kendisine beni takip et seninle konuşacağım var diyerek, metruk binayı göstererek önden yürüdüm o da beni takip ederek, sokak tarafındaki kırık pencereden içeri girdik, arka odaya geçtik, kendisine benimle arkadaş olması için ısrar ettiği ( Tanık I ) kızla çıkmayacağımı, söyledim.. bu kızla arkadaşlık yapmazsan Kara TÖ çetesine seni yine dövdürtürüm dedi, bu söz üzerine karın tarafına bıçağımla bir sefer vurdum, yan taraftan görünürüz diye kendisini orta odaya sürükledim, yerde gözüme kiremit parçası ilişti bununla hafif çökmüş olan maktulenin kafasına vurdum yerde yatarken elimdeki bıçakla boynuna vurdum. Daha sonra kendimi kaybetmişim ve bıçakla boynunu kestim..
Tanık 1: Bıçakla Kız Çocuğunun Kesilmesi Olayı İle İlgili ifadesi: Maktulenin öldürüldüğü günden 15-20 öncesi maktule sanık ile mahallede buluşmuş, zaten sık sık aynı yerde oturduğumuzdan görüşüp konuşuyorduk. Sanık ile karşılaştığında benim sanıktan hoşlandığımı, ilgi duyduğumu söylüyor, sanıkta maktuleye, ben, A. adındaki bir kızla tanıştım, arkadaşlık teklif ettim. A. İle arkadaşlık kuramazsam onunla arkadaşlık kurarım diyor. Sanığın bu söylediklerini maktule bana getirip söyledi. Bir hafta sonra sanık ile sokakta apartmanımızın yanında karşılaştık, A. adındaki kıza arkadaşlık teklif ettim, sonucu olumsuz olursa seninle arkadaşlık kuracağım dedi. A. adındaki kız teklifine evet demiş, bunları bana maktule anlattı. Maktule sanığı tehdit edip zorlamış olsaydı bana bunu anlatırdı dedi.
Defterimden: Geldi!.. Hem fiziksel, hem ruhsall bir yükle ağırlaşıyorum. Orta boylu. Bıyıkları henüz çıkmış, belki, hiç de kesilmemiş! Duruşmaya ilk kez geldi!.. Savunmasını değiştireceğini söyledi! Maktuleyi, birinin adı T.. olan üç kişinin baskısıyla inşaata çağırdığını, olay yerine gelen bu üç kişinin, maktuleyi dövdüğünü, yere düşürdüğünü, tuğlayla vurduklarını, kendisine de, tabanca çekip, boğazını kestirttiklerini, söylüyor! İnanılası güç!
Basın anlatımı...
Basına düşenler: “Tanık I, sanığın maktuleye ilgisi olduğundan emindiler. Onlara göre maktulenin derslerindeki başarısızlığı sanık için iyi bir yakınlaşma fırsatı olmuştu. Sanık ona İngilizce’sinde yardımcı oluyor. Maktule de bunu okulda arkadaşlarına anlatıyordu: Tabii sanığın kendisine ilgi duyduğunu da! Oysa maktule bir süredir Sanayi mahallesinden ‘Kara T...’ lakaplı bir çocukla çıkıyordu. Sanık onun için henüz çocuktu! Arkadaş olmaktan öte duygular beslemediği için de onu anlamazlıktan
geliyor. Sanığa en iyi arkadaşı Tanık I’le çıkmasını öneriyordu.”
‘Çocuk şiddeti’ hiç böyle yaşanmamıştı: Bıçakladı, kafasını ezdi ve boğazını kesti... 14 yaşında bir çocuğu hapse, 15 yaşında bir genç kızı mezara götüren olayın ardında, iki sokak çetesi belirdi: ‘pırıl pırıl kolejli’ sanığın, sanığı olduğu dehşete giden yolda tıpkı ünlü ‘Batı Yakası Hikâyesi’ndeki gibi, çeteler arası rekabet tehdit ve tabii aşk var!..
Haberin düşündürttükleri: Yazılanlar yalnızca yazanın düş gücüne dayanıyor. Sayfalarca yazılıp durulmuş. Bu korkunç cinayet bundan daha güzel nasıl cezbedici bir hale getirilebilir!.. Tüyler ürpertici cinayet tutkuyla anlatılarak nasıl da özendici bir hale bürünmüş! HABER KUTSALDIR, YORUM ÖZGÜR’dür ilkesi defalarca ihlal edilmiş!..
K-İ-M-İ-N UMURUNDA?!.
Bir başka dava
Defterime düşen bir başka dava: Yargıtay ( ) Ceza Dairesi Sayın Başkanlığı’na:.. Temyiz itirazlarımız doğrultusunda kararın bozulması talebinden ibarettir /.. günü saat..sıralarında müvekkilimin konutuna gelerek kapıyı çalarak içeri girip o sırada evde yalnız bulunan maktuleden çikolata isteyen sanıkların bu istemleri red edilince, babasına haber vermek isteyen maktuleyi bu eyleminden ötürü etkisiz hale getirmek amacıyla sanık 2’nin yanındaki bıçağı ile, diğer sanık 1’in de mutfaktan ekmek bıçağını alarak, maktulenin bacağını ve boğazını öldürmek kastıyla bıçaklamaları ve sonucunda maktulenin şiddetli darp ve 23’ten fazla bıçak darbesi ile öldürmeleri ile sonuçlanan olayda...
Sanık 2 duruşma savunmasında: ...Maktulenin annesi bizim akrabamız olur. Olaydan bir hafta kadar önce maktule bana iki kutu çikolata verdi. Olay günü, okula gitmemeye karar verdim, 1 ile dolaşırken
“hadi gel seninle maktulelerin evine gidip çikolata alalım” dedim. Eve gitmeden maktulenin anne ve babasının büfelerinde olduğunu gördük... sıralarında maktulelerin evine gittik, bize çikolata vermesini söyledim. O,1’i tanımadığı için herhalde ürktü çikolata olmadığını, vermeyeceğini, gitmezsek babasına telefon edeceğini söyleyerek telefonun olduğu odaya doğru koştu, telefon etmemesi için peşinden koştum, elindeki ahizeyi alarak yerine koydum ve elimde bulunan bıçağı ilk önce koluna, sonra boynuna ve daha sonra vücudunun değişik yerlerine sapladım, ‘Seni seviyorum, niye böyle yapıyorsun’ dedi. Sanık 1 mutfaktan aldığı bıçakla geldi ikimiz vurmaya başladık. Yalnızca onun bir an önce ölmesini istiyordum. Böylece daha çok bıçak darbeleri vurmaya başladım. Tıpkı filimlerde olduğu gibi vurdum vurdum vurdum...
NOTUM: Duruşma aşamasında dile getirilen yukarıda altı çizili tümceler, her defasında olduğu gibi tutanaklara geçirilecek kadar önemli sayılmamıştı. Çünkü, yargıçların bu suçun niçin işlenmiş olduğu konusunda düşünmek gibi bir görevleri yoktur!. Onlar için önemli olan suçun sanık tarafından işlenmiş olup olmadığı ve eylemin hangi biçimde gerçekleşmiş olmasıdır. Tıpkı filimlerde olduğu gibi vurdum vurdum ifadesi, verecekleri kararın şekillenmesinde bir önem taşımamaktadır. Medya ise
yalnızca bu cinayeti en çarpıcı biçimde vermenin telâş ve hevesi içindedir.
Bir rapor
Sosyal İnceleme raporu: Sanık 2, 14 sanık 1, 15 yaşındadır. Sanık 2, üç çocuklu ailenin en küçüğüdür. Öğretmeniyle yapılan görüşme sonunda sanığın okula devamsızlığının çok olduğu, velisinin çağrılmasına karşın çalıştıkları gerekçesi ile görüşmelere gitmedikleri, okul içersinde de sigara içtiği üzerinde bir kaç paket bulunduğu belirtilmektedir. Yine bali kullanması nedeniyle öğretmeninin kendisini sınıf içinde uyarması sonucunda da bunun sanığın okula devamsızlık olayını daha çok artırdığı öğrenilmiştir.
NOTUM: Ailesinden sonra en yakın kişilerden biri olması gereken öğretmeni sınıf içinde diğer öğrencilerin yanınında onunla bu tehlikeli alışkanlığı üzerine ulu orta konuşabiliyor. Bu ne kadar doğru? Bunları tartışmakta yarar var ama nasıl ve nerde? Öğretmen, çocukların anne ve babalarından sonra öykünebilecekleri ikinci kişi, bazen birinci. Suçu işlediği gün onu okula çeken hiçbir şey yok. Okulda istenmediği düşüncesinde olduğu açık. Okuldan kaçma nedenlerinden birine raporda işaret edilmiş olması bizlerin hangi yanlışlar içinde olduğumuzu göstermesi açısından önemli!..
Rapor devam etmekte: Sanığın herhangi bir kısıtlama olmaksızın her türlü, şiddet ve cinayet içerikli programları (Sıcağı Sıcağına), evinde izleyebildiği belirtilmektedir. Babanın çocukları üzerinde farkında olmadan bir denetim yapmadığı görülmüştür.
NOTUM: Bu anne ve babadan böylesi programları çocuğuna seyrettirmemesini beklemek ailenin gerçeğine uygun değil ama bu tip program yapımcılarının program yayınlarını konunun bir uzmanı ile biçimlendirip yayımlamasını beklemek çocuklarımızın, hepimizin hakkı.
Rapora devam: Sanık 2’nin, maktule ile arkadaşlığı ve akrabalığı bulunmaktadır. ..sanığın sevdiği için kuş beslemekte iken, hasta bir kuşunu, bu nedenle öldürmesini ‘Hastaydı, uçamayacaktı, ben de bıçakla boynundan kestim’ biçiminde açıklaması ve mağdurenin ölümü ile ilgili, ‘öldürmesi kolay oldu ama, acısı ağır’ sözleriyle başlayarak, olayı olduğu gibi soğukkanlı bir biçimde aktarması dikkat çekicidir. Maktulenin, hemofili hastası olması ve yaşamını sürdürmesinin güçlüğü tüm çevre tarafından bilindiği gibi sanık tarafından da bilinmektedir.
Bugünkü Notum: 1977 yılında başladığım yargıçlık görevim nedeniyle baktığım ilk cinayet dosyalarının faili olan çocuklarla bugünün suçlu çocukları aynı çocuklar değildir. Onların cinayetleri genel olarak kan davalarıydı; masumdular aileleri tarafından kullanılmışlardı. 1990 yılından itibaren davalarında bulunduğum çocuk mahkemelerindeki çocukların da genel olarak ihmal edilmiş, el verildiği koşulda kurtarılması kolay çocuklar olduğunu topluma duyurabilmek için emekliliğimi istemeden önce son bir görev olarak ‘A Place İn Gülhane’ adlı kısa filmi çekerek Youtube koymuştum. Yukarıda kendi ağızlarından aktarmaya çalıştığım cinayet nedenlerini ise anlatmak hiç kolay değildi; Bunlar Sıcağı Sıcağına gibi TV programları ile korsan satılan Hostel, Saw (Testere) ve bunun gibi şiddet içeren filimlerle beslediğimiz çocuklardı; oyun oynar gibi cinayet işliyorlardı!..
Kayıp çocuklar
Cem Gariboğlu cinayeti şimdilerde bana bu çocuklarımızın aynı zamanda aşırı sevgiden de kaybedilmiş çocuklar olabileceğini gösterdi. Aşırı cezalandırmanın yanlışlığı kadar hiç ceza vermemenin de.
Hepimiz az çok çocuk sahibi olmanın ciddiyetini biliyoruz ama kaçımız onlarla ilgili her işin ama her işin yadsınamayacak kadar ciddi bir iş olduğunu bilmekte? Çocukların hepimizin sorumluluğu içinde olan çocuklar olduğunu kabul etmeyip onlara bu sorumluluk içinde yaklaşmazsak unutmayalım bundan kendi çocuklarımız da zarar görecektir...
1970’li yıllarda fakültede bize basının 4. Kuvvet olduğu öğretilmişti. Bugün 1. Kuvvet olduğu mu anlatılmaktadır bilmiyorum ama günümüz medyasının yeni bir toplum yaratabilecek kadar güçlü olduğunu görüyor ve yaşıyoruz.
Çocuk ve gençlerin gittikçe vahim bir hal alan cinayetlerinden hepimizin sorumlu olduğunu düşünüyorum. Birileri çocuğun, çocuklarımızın evde, okulda ve medyada çok çok ciddiye alınmaları gerektiğini nasıl ve ne zaman anlatacak! Yaşadık, gördük; medya isterse bunun üstesinden gelebilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder