Adalet, sanıklar kadar mağdur ve şikâyetçiler için de var. Onları da adalet sarabilir, sarmalayabilir, incinmemeleri için özenebilir! Yasalarımız, bu olanağı bize her zaman verir...Bir ay gibi bir süre önce kendi isteğimle
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nden emekli oldum.
32 yıllık meslek yaşamımın 11 yılını İstanbul Çocuk Mahkemelerinde geçirdim. Atandığım bu mahkeme 1990 yılında henüz bir buçuk yıl önce kurulmuş çok yeni iki mahkemeden biriydi. İstanbul 2.Çocuk Mahkemesi’ne atanmış olsam da ihtiyaç halinde yasa gereği 1. Çocuk Mahkemesi’nde de her zaman görevliydim. O tarihlerde ilçelerde dahil tüm İstanbul’da yalnızca bu iki mahkeme görev yapmaktaydı.
Mahkemeler her ne kadar çocuklar için kurulmuş olsa da, çocuklara özgü bir yargılama yapamadığı gibi karar da veremiyordu.
2001 yıllarında o mahkemeden ayrıldım. Ancak 11 yıl boyunca yaşadığım ve mahkemelerin eksiklikleri saydığım bu sıkıntıları unutmayı içime sindiremediğim için üzerinden sekiz yıl geçmesine karşın emekliliği düşündüğüm gün bunu film yapmaya karar verdim. ‘Gülhane’de bir Yer’ adlı bu kısa belgesel filmimle duyarlı medya mensupları gençler ilgilendiler; Milliyet’ten Bade Gürleyen, Cumhuriyet Pazar’dan aslı Borucu, Radikal’den Umay Aktaş Salman, Hollanda temsilcisi gazeteci Frederiche, benimle söyleşiler yaptılar. Bu genç çocuklar bana söyleşilerimizin sonunda hep etkilendiğim bir suçlu çocuk öyküsü anlatmamı istediler. Ben onları, bunları gazetelerdeki haberlerden okuduklarını televizyonlardan seyrettiklerini söyleyerek ret ettim. Bu öyküler sorunları anlatmaya yetmezdi, benim amacım kesin çözümlerdi.
Kritik anlar
Hiç niyetim olmadığı halde kamuoyunu meşgul eden Üzmez haberi ise beni yayınlanmayı düşündüğüm kitabımdan okunmasını arzuladığım bir anımı anlatmaya itti:
Mağdur dört yaşlarında. Tecavüze uğramış. Müşteki baba astsubay üstçavuş. Küçük sanık tutuklu, jandarmalar arasında oturmakta. Mahkemece dinlenmiş. Sıra küçük mağdurun, dinlenmesine kalmış. Tecavüzün üzerinden bir yıl geçmiş. Küçük mağdur artık beş yaşlarında. Olaydan sonra Savcılıktaki ifadesinde, küçük sanık için “Ö.. Abi kı.. ma, demir kazık soktu, sümük aktı...” demiş.
Şikâyetçi baba, “Biz çocuğuma bu olayı unutturmaya çalışıyoruz. Bir yıldır ailecek psikolojik yardım alıyoruz.
Eğer uygun görülürse çocuğumu mahkemeye getirmeyeyim, olayı anımsatmayayım” diyor.
Mahkeme başkanı, mağduru mahkemenin de dinlemesi gerektiğini söylüyor.
Acılı baba, “Bir yıldır gece gündüz ailecek ağlıyoruz, çocuğuma aynı şeyleri yaşatmak istemiyorum” diyor.
Mahkeme başkanı getirmesi gerektiğini yineliyor.
Baba, “Çocuğumu sanıkla karşılaştırmak istemiyorum,
hiçbir kuvvet beni buna zorlayamaz” diye sesini yükseltiyor.
Mahkeme başkanı “S. (babanın adı), S. üzerindeki üniformaya saygı duy! Devlete karşı mı geliyorsun? Kapına polis mi dayansın istiyorsun? Çocuğunu duruşma günü hazır edeceksin“ diyor.
Baba kendi sesinden mahcup, dikilmekte.
Nasıl üzgünüm. Nasıl acı çekiyorum. S. ben oldum. S. pek doğal, taşıdığı üniformaya saygılı. Saygısızlığından değil, çaresizliğinden sesini yükseltti. Zorladık... Onu anlamak istemedik... Dört yaşındaki biricik oğlu tecavüze uğramış, bunu kendine, üzerinde taşıdığı üniformaya yakıştıramıyor. Onuru kırılmış bir erkek o!.. Oğlu kadar, ailecek, (Eşinin yerinde olmak istemezdim! ) onların da psikologa gereksinimleri var. Bu yardımı alıyorlar da; Az önce S... bunu dile getirdi. Psikologlarının önerisi, çocuklarına bu olayı unutturmak!.. (Kitabın yazarının notu: Bunun kolay olmayacağı!.) Ama tedavinin ortasında çocuğunun, bu üç yargıcın karşısına getirilmesi isteniyor. Kı...na demir kazık soktuğunu, söylediği, ağabey bildiği sanıkla yüz yüze gelmesi isteniyor, umarsız sesini yükseltiyor. “Bir yıldır ailecek ağlıyoruz”un, hiçbir önemi yok!.. S. nasıl nefret etmez?!.. S. nasıl adalete küsmez?!.. Oysa adalet, sanıklar kadar mağdur ve şikâyetçiler için de vardır. Onları da adalet sarabilir, sarmalayabilir, incinmemeleri için özenebilir!..
“S!, S!” dersin. “Biliyoruz üzgünsün. Çocuğunu, küçük sanıkla karşılaştırmak istemiyorsun. Bizim bir görevimiz de, seni ve oğlunu düşünmek!.. Şimdi içimizden biri, Naib yargıç atanacak. Bu Naib yargıç çocuğunu, ya evinizde, ya yargıç odasında, bir komşu, bir dost görüşmesi biçiminde dinleyecek. Temel olan elbette, küçük sanık kadar oğlunun da incinmemesi, örselenmemesidir!.. Bu bizim için de çok önemlidir. Sen buna inanabilirsin. Şimdi, sen hiç kaygılanma!.. Rahat rahat evine dön, yargıçtan haber bekle, adalete güven.”
Yasalarımız, bu olanağı bize her zaman verir. Yeter ki, biz bu yolu seçelim!..
Hele hele burası bir çocuk mahkemesi ise, bunu kesin yapmalıyız!.. Bilmeliyiz ki, küçük sanık kadar, mağdur da (hatta mağdurun tüm aile fertleri de) mahkememizin bir öznesidir Onu mahkeme dışında, onun rehabilitasyonunu olumsuz etkilemeyecek ortamda naib yargıç ile yardım aldığı psikologun bilimsel iş birliği içinde her zaman dinleyebilir, dinlemeliyiz de...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder